Şu Anda Burdasınız
Anasayfa > Islak Medya > Edebiyatımızda İnsan Ruhunu ve Bilinçaltını İşleyen 6 Usta Yazar

Edebiyatımızda İnsan Ruhunu ve Bilinçaltını İşleyen 6 Usta Yazar

Ruhsal çözümlemelere yönelen, bilinçaltını sergileyen yazarlarımız aynı zamanda, eğitim ve yaşam seviyesindeki farkların sonucunda oluşan insanlar arasındaki uçurumları, dönemin insanlarını ve bu günün dünyasını karşılaştırmanıza da yararlı olacaktır. Kitaplarda kullanılan dil; soyutlaştıran, çağrışımlar sunan, kara mizah unsurlar taşıyan ve nihayetinde insanın iç dünyasına koşan bir serüvendir. Listeye eklenecek daha çok isim vardır, onları da sizler yorumda devam ettirebilirsiniz.

Yusuf Atılgan / 27 Haziran 1921 – 9 Ekim 1989

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Akşehir’de edebiyat öğretmenliği yaptı. Sıkı yönetim mahkemesince tutuklanarak 10 ay hapis yattı. Hapis cezası ardından 1946’da serbest kalan yazarımız elinden alınan öğretmenliği sonrası, aynı yıl Manisa’nın Hacırahmanlı Köyü’nde çiflik kurdu ve İstanbul’a döndüğü 1976 yılına kadar orada yaşadı. İstanbula döndüğünde ise danışmanlık, çevirmenlik, redaktörlük gibi işler yaptı. En son kitabı olan Canistan‘ı bitiremeden kalp krizi sonucu İstanbul / Moda’da hayatını kaybetti.. Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işleyen bir yazar olarak tanındı ve modern Türk edebiyatının önde gelen ustaları arasında yer aldı. 1987’de Anayurt Oteli romanı, Ömer Kavur tarafından aynı adlı sinema filmi olarak çekildi. Ayrıca Eylemci ismi ile öyküleri de kitaplaştırılmıştır.

 

Oğuz Atay / 12 Ekim 1934 – 13 Aralık 1977

1951’de Ankara Maarif Kolejini bitirdikten sonra 1957 yılında İTÜ İnşaat Fakültesini bitirdi. 3 yıl sonra ise Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümünde öğretimgörevlisi olarak göreve başladı. 1975’de doçent olan Atay Topografya adlı bir de mesleki kitap yazmıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde makale ve söyleşileri yayınlandı. Oğuz Atay, Tutunamayanlar’ın 1971-72’de yayınlanmasından sonra, önemli bir tartışmanın odak noktası oldu. Bu romanıyla 1970 TRT Roman Ödülü’nü kazandı. Atay’ın büyük etki yaratan eseri Tutunamayanlar’ı 1973’te yayınladığı Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izlemiştir. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında toplayan Atay, 1911-1967 yılları arasında yaşamış Prof. Mustafa İnan’ın hayatı konu eden Bir Bilim Adamının Romanı’nı 1975 yılında yayımlamıştır. 1973 yılında yayımlanan Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir. Atay, beyninde çıkan bir tümör nedeniyle büyük projesi “Türkiye’nin Ruhu”nu yazamadan 13 Aralık 1977’de, İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı’na defnedildi. Öldükten sonra 1987’de Günlük, 1998’de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlanmıştır. Sağlığında hiçbir kitabı ikinci baskı bile yapamayan Atay’ın kitapları ölümünden sonra büyük ilgi gördü ve defalarca basıldı.




Bilge Karasu / 1930 – 13 Temmuz 1995

Bilge Karasu 1930’da İstanbul’da dünyaya geldi. Şişli Terakki Lisesi’nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. 1963 yılında, Rockfeller bursuyla gittiği Avrupa’dan 1964’de dönerek çevirmenliğe başladı. Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde ve Ankara Radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı. Ankara Radyosu için radyo oyunları yazdı. 1974 yılından ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi’ Felsefe bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ankara’da Nilgün Sokak’ta yıllarca küçük bir bodrum katında yaşadı. 14 Temmuz 1995’de pankreas kanseri tedavisi sürerken Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde öldü. Karşıyaka Mezarlığı’na gömüldü.

Yazmaya 17 yaşında başladı. İlk yazısı 1950’de, ilk öyküsü de 1952’de Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nde yayımlanan Bilge Karasu, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır. Her insanın hayatında en az birkaç kere kafasından geçirdiği ya da yaşadığı “sevgi”, “dostluk”, “yalnızlık”, “tutku”, “inanç/inançsızlık”, “korku” ve “ölüm” gibi kavramları imgesel bir dille anlatır. Edebiyatımıza bir çok eser kazandıran Karasu’nun tüm eserleri için buraya bakabilirsiniz.

 

Tezer Özlü / 10 Eylül 1943 – 18 Şubat 1986

Simav’da doğdu. Çocukluğu anne babasının görev yaptığı Simav, Ödemiş ve Gerede’de geçti. İstanbul’a on yaşındayken geldi. Avusturya Kız Lisesi’ne gitti; ancak mezun olmadı. 1961’de yurt dışına çıktı. 1962 – 1963 yıllarında otostopla Avrupa’yı gezdi. Paris’te tanıştığı tiyatrocu ve yazar Güner Sümer’le 1964 yılında evlendi. Birlikte Ankara’ya yerleştiler. Sümer’in AST’ta çalıştığı bu dönemde Özlü, Almanca çevirmenlik yaptı. AST’ta 1963-64 sezonunda Sümer’in yönettiği Brendan Behan’ın Gizli Ordu oyununda oynadı. Sümer’den ayrılarak İstanbul’a yerleşti. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle kesintili olarak 1967 – 1972 yılları arasında İstanbul’da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı bu dönemleri Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında yazdı.

1968 yılında yönetmen Erden Kıral’la evlendi. Bu evlilikten 1973’te kızı Deniz doğdu. Bir burs alarak 1981’de Berlin’e gitti. Bu arada Kıral’dan ayrıldı. Kanada’da yaşayan İsviçre asıllı sanatçı Hans Peter Marti ile tanıştı ve 1984’te Marti’yle evlenerek Zürih’e yerleşti. Göğüs kanseri nedeniyle 18 Şubat 1986’da burada vefat etti. Mezarı Aşiyan Mezarlığı’ndadır. Edebiyatımıza 6 eser kazandıran Özlü’nün tüm kitapları için buraya bakabilirsiniz.



Hasan Ali Toptaş

1987’de ilk öykü kitabı Bir Gülüşün Kimliği, 1990’da ikinci öykü kitabı Yoklar Fısıltısı yayımlandı. 1990’lı yıllarda yayımlanan kitaplarıyla pek çok ödül aldı. Veznedarlık, icra memurluğu ve hazine avukatlığında memurluk yaptı. Toptaş, dili kullanmadaki ustalığıyla tanınmakta, postmodern edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kitplarındaki şiirsel dil ile insanı kendine bağlamaktadır. Yazarın Gölgesizler romanını yönetmen Ümit Ünal sinemaya uyarlamıştır. Filmde Hasan Ali Toptaş da rol almıştır. Bir çok eser edebiyatımıza kazandıran Toptaş’ın tüm kitapları için buraya bakabilirsiniz.

Aslı Erdoğan

Geleceğin 50 yazarı arasında bulunan. Türk edebiyatının eserlerini 90’lı yıllarda vermeye başlamış yeni kuşak kadın yazarlarındandır ve Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) görev yapan ilk Türk fizikçilerdendir. Fizik doktorasını yarıda bırakarak edebiyatçılığı seçti; öykücü kimliği ile tanındı. Öykünün yanı sıra roman, şiirsel düzyazı, deneme alanında da eserler verdi; çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Birçok ulusal ve uluslararası ödüle değer görülen Erdoğan’ın eserleri özellikle Avrupa ülkelerinde ilgi görmüş ve pek çok dile çevrilmiştir. 2010 yılında yayımlanan “Taş Bina ve Diğerleri” adlı kitapta işkenceyi anlattığı öyküleri bir araya getirdi. Bu eseriyle Sait Faik Hikâye Armağanı‘nı kazandı. 2016 yılında Özgür Gündem gazetesine yönelik yapılan soruşturmada silahlı terör örgütü üyeliği ve halkı kışkırtmak iddiasıyla tutuklandı. Tutukluluğu devam eden Erdoğan, İsveç Pen tarafından sürgünde, tehdit altında ya da cezaevinde bulunan bir yazar ya da gazeteciye verilen Tucholsky Ödülü‘ne layık görüldü. Edebiyatımıza bir çok eser kazandıran Erdoğan’ın eserleri için buraya bakabilirsiniz.

Kaynak: listekitap.com

Bir Cevap Yazın

Top