Şu Anda Burdasınız
Anasayfa > Söyleşi > Aşık veysel’i Torunu Anlattı: DEDEMLE HİKAYEM YENİ BAŞLIYOR

Aşık veysel’i Torunu Anlattı: DEDEMLE HİKAYEM YENİ BAŞLIYOR

Aşık Veysel’in hayatından esinlenen “Aşık” filminde kendi babaannesi Gülizar’ı canlandıran Yeliz Şatıroğlu, dedesiyle hikayesinin yeni başladığını, Aşık Veysel’le ilgili projelere devam edeceğini söylüyor

Yediden yetmişe herkesin ismini duyduğunda yüzünde bir tebessüm oluşturan, güzel duygularla andığı bir isim Aşık Veysel. Bu hafta da vizyona bu özel adamın hayatından esinlenen bir film girdi: “Aşık”. Filmin sürpriziyse torununun da oyuncular arasında olması. Üstelik, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda oyunculuk yapmış, tiyatro bölümü mezunu Yeliz Şatıroğlu filmde kendi babaannesi Gülizar’ı canlandırıyor.

Milliyet’ten Elif İpek Türer’in Yeliz Şatıroğlu ile yaptığı röportaj şu şekilde:

Aşık Veysel dendiğinde herkeste güzel duygular uyanıyor. Çoğu kişi için farklı bir yeri olan birinin torunu olmak nasıl?

Aşık Veysel dendiğindeki o gülümseme ve güzel ruh hali herkes gibi bende de oluyor. Zaten ismini duyduğunuz anda dizeleri geliyor akla, o güzel duyguların ve tebessümün nedeni de o ismiyle müsemma olan dizeleri sanırım. Bir de tabii onun torunu olmanın verdiği mutluluk da olunca iki katına çıkıyor o his. Çok gurur verici.  Bir arkadaşım “Yeliz o kadar şanslısın ki. Aşık Veysel’i sevmeyen yok, sen herkesin sevdiği birinin torunusun” dediğinde fark ettim ki gerçekten dedeminki ünlülük değil, başka bir şey. Hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hayata nereden bakarsa baksın kimsede Aşık Veysel deyince kötü bir duygu oluşmuyor.

Bu size de pozitif yansımış olsa gerek.

Tabii. Hayatımın zor dönemleri oldu ama baş etmemde dedemin hayatı ve hayata bakışı çok etkiledi beni. Çünkü dedemin başına binbir türlü şey gelmiş ve bu binbir türlü olumsuzluktan muhteşem bir sonuç çıkarmış. Ki sadece kendisi için değil, herkes için güzel sonuçlar… Bunu düşününce de “O bu kadar güçlü olmayı başarabildiyse, sen de biraz gayret et” diyor insan.

“ANALİZ YETENEĞİ MÜTHİŞMİŞ”

Bir de karşınızda okuma yazma bilmeyen ama Türkçeyi çok güzel, yalın kullanan bir örnek var.

Duyduğumda ben de çok şaşırmıştım. Türkçeyi en iyi kullanan kişilerden biriymiş. Dedemi enteresan kılan ise hiç okuma yazma bilmeden, hiçbir edebi metinle karşılaşmadan, tamamen duyduğu halk hikayeleriyle Türkçeyi bu kadar güzel kullanabilmesi. Bu beni de sanata yönelten nedenlerden birisidir.

Herkes Aşık Veysel’i tanıyor ama daha özel ayrıntılar var mıdır bizimle paylaşabileceğiniz?

Gözleri görmemesine rağmen müthiş bir analiz yeteneği varmış. Bunu da çok esprili bir dille aktarırmış. Mesela karşısındaki onun görmemesinden dolayı çok rahat davranıyor, kendisiyle ilgili şeyleri eksik ya da yarım anlatıyorsa hepsini yakalarmış. Karşısındakinin boyunu, ses tonundan duygu durumunu falan hepsini anlar, yalan söylendiğini anladığında da direkt yüzlerine vururmuş.

Ailenizde dedenizden başka onun yoluna heves etmiş birileri var mı?

Babam da saz çalar, söyler sesi de çok benzer ona. Babamlar altı kardeş, çocukların içinde sanatla, şiirle ilgilenen, dedeme en çok benzeyen babamdır.

Dedenizin akıllarda yer etmiş güzel sözlerinden sizin için en özeli hangisi?

O kadar çok ki ama aklıma ilk “Güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa” geliyor. Yani herkesin o güzele bakışı biricik ve özeldir. Ayrıca hem ilahi, hem dünyevi olan aşk… O kadar çok şey anlatıyor ki o iki cümle.

Dedenizle ilgili projeleriniz olacak mı?

Dedemle olan hikayem yeni başlıyor diyebilirim çünkü artık onunla ilgili biriktirdiklerimden çalışmalar yapmak istiyorum. Ayrıca ablam Ankara’da Aşık Veysel Kültür Derneği başkanı, onunla birlikte benim de genel sanat yönetmenliğini yaptığım bir konserimiz olacak. Martta dedemin ölüm yıldönümünde sahneleyeceğiz inşallah.

“DEDEMİN EVİ MÜZE OLDU”

Dedeniz Sivaslı. Memleketinde nasıl bir ünü var dedenizin?

Yazları Sivas’a, dedemin doğduğu köye gidiyoruz. Dedemin evi zaten müzeye çevrildi. Gelenler de dedeme, yaşadığı yere ait bir şeyler görmek, ruhuna dokunmak için geliyorlar. Müze ziyaretinden sonra da babamın, halamın orada olduğunu öğrenenler çocuklarıyla mutlaka görüşmek istiyor zaten. Onunla ilgili sorular soruyor, merak ediyorlar.

Aynı zamanda öğretmenlik de yapmış bir isim Aşık Veysel. Onun dokunduğu isimlerden karşılaştığınız oldu mu hiç?

Olmaz mı… Üniversitede hocam Zerrin Yanıkkaya Sağlam, bir gün “Biliyor musun sen şimdi benim öğrencimsin, benim babam da senin dedenin öğrencisiydi” dedi. Dedem Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptığında hocamın babası da onun öğrencisi olmuş. Hâlâ anılarını anlatır birlikteyken. Böyle güzel tesadüflerle hep karşılaşıyorum.

“DEDEMİN HER ANISINDAN BİR HİKAYE ÇIKAR’

“Aşık” filmine gelirsek sırf torunu olduğunuz için yer almıyorsunuz filmde.

Ekibi oluşturacakları zaman sanırım beni tanıyan bir oyuncu arkadaş “Niye uzaklara gidiyorsunuz? Aşık Veysel’in torunu oyuncu” demiş. Beni öyle buldular. Heyecanlandım çünkü dedemle ilgili böyle bir şey uzun süredir bekliyordum. Hatta geç bile kalındığını düşünüyorum. Umarım bu başlangıç olur, devamı da gelir. Çünkü dünyası çok zengin; onun hayatından hatta bir şiirinden, bir cümlesinden, bir anısından da bir hikaye çıkar.

Film Aşık Veysel’in hayatının hangi kesitini anlatıyor?

Bire bir dedemin hayatı değil film, onun hayatından esinlenmiş desek daha doğru olur. Film dedemin Aşık Veysel olmadan önceki, Esma ile olan döneminin üzerine kurulu. Ben filmde babaannemi canlandırıyorum ama babaannem dedemin 40 yaşından sonraki zamanında etkili olduğu için doğal olarak çok fazla yok. Gerçekte dedem 40 yaşından sonra ünlü oldu biliyorsunuz. Yani dedemin yükselişi babaannemle başlıyor aslında.

Babaannenizi tanıma şansınız olmuş muydu? Nasıldı onu canlandırmak?

Oldu ama çok küçüktüm, babaannem de çok yaşlıydı. Çok paylaşımımız olamadı ama aklımda kalan bir silueti var. Filmdeki ise kurmaca bir karakter ama bir yanda bildiğim bir babaannenin özellikleri var. Bir de bana hep babaanneme çok benzediğimi söylerler. Öyle olunca da çok heyecanlandım. Filmi ilk izlediğimde kalbim çıkacak gibi oldu.

 

Bir Cevap Yazın

Top