Şu Anda Burdasınız
Anasayfa > Şiir Arşivi

Nazım Hikmet – OTOBİYOGRAFİ

1902'de doğdum doğduğum şehre dönmedim bir daha geriye dönmeyi sevmem üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu ve on dördümden beri şairlik ederim kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir                                                ben ayrılıkların kimi insan ezbere sayar yıldızların adını                                                ben hasretlerin hapislerde de yattım büyük otellerde de açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir otuzumda asılmamı istediler kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini                                                             verdiler de otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu elli dokuzumda on sekiz saatta

Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın’ın En sevdiği 4 Şiir

Türk Sinemasının Aktörleri gibi onlara filmlerde eşlik eden, başrolleri paylaşan Aktrisler vardır. Bu eşsiz oyuncuların içinde başı çeken ve güzellikleri ile hepimizi kendisine aşık eden, Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın'ın, edebiyathane.com editörleri olarak sizler için en çok sevdikleri şiirleri araştırdık. Araştırmamızda kaynak olarak hepsinin birebir cevapladığı Cezmi Ersöz-Kalbimde Bir Şiir Gizli kitabından yararlandık. İyi okumalar dileriz efendim. 1: Türkan Şoray Annabel Lee Seneler, seneler evveldi; Bir deniz ülkesinde Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz İsmi Annabel Lee; Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten Sevmekden başka beni. O çocuk

Karanlığım ve Ben

Karanlığın içindeyim. Aklım devre dışı. Düşünceler tutarsız hisler yetersiz. Karanlığın içindeyim! Büyüklüğü belirsiz nerde bitiyor çemberi? Nerede başlıyor başka bir yaşam öyküsü? Üstümde güvercin beyazı bir gecelik, İyiki uzun kollu üşütüyor bu karanlık.   Saçlarım kıvır kıvır karanlığın içinde hayat fışkırıyor. Bu ne çelişki diyorum kendime? Ellerime bakıyorum bomboş. Ayaklarım çamura batıyor aniden, yarıya kadar. Petrol kokusunda bir çamur. Kıpırdamadan duruyorum öylece donuk bir heykel misali. Kalbimin çarpışının gürültüsünü duyuyorum Titretiyor nerdeyse tüm bedenimi, yeni yetme aşık gibi Çelişki diyorum yine kendi kendime… Bu ne karanlık bu ne belirsizlik bu ne çarpıntı   Nereye gidilir ki görülmezken hiç bir adım? Her

Nazım Hikmet – Ceviz Ağacı

CEVİZ AĞACI Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda, budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz. Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril, koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil. Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var. Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a. Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım. Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u. Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Nazım Hikmet – Bir Ayrılış Hikayesi

Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: - Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana... Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini... Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kâbil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak... Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR...

Top