Şu Anda Burdasınız
Anasayfa > Makaleler

Halide Edip Adıvar’ın Aldatılması ve bir Kadının Kapanmayan Aşk Yarası

Halide Edip Adıvar’ın Aldatılması ve bir Kadının Kapanmayan Aşk Yarası Halide Edip Adıvar’ın Hayatı gençliğinde, klasik anlamda güzel sayılmamakla birlikte, çok çekici bir kadınmış. Kılık kıyafetten anlayan anneme bakılacak olursa, çok da iyi giyinirmiş. Şefika onun ”mordore” bir çarşafını, yıllar sonra bile anlatıp dururdu. İlk eşinden doğan iki oğlundan birine hekim olarak bakan Adnan Bey, ona öyle aşık olmuş ki, ” ya benimle evlenmezse” diyerek, başını duvarlara küt küt vururmuş. Bizim bölümün başkanlığına geçtiği sırada ancak elli sekiz yaşında olduğu halde, seksenlik alaturka bir kadın

Aşk Şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’a göre Aşkın Tarifi ve İdeal Kadın

Aşk Şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’a göre Aşkın Tarifi ve İdeal Kadın Aşka gelince: Aşk Şairi olarak tanındım. Hep öyle kalmak isterim. Bu konuda şiirlerim de çok şey söyledim. Daha da söyleyeceğim. Aşk şairiyim fakat, sevmekten sevilmeye fırsat bulamadım. Karşılıklı sevenlerin değil, sevipte sevilmeyenlerin şiirini yazdım. Aşkın karşılık beklemeden sevmek olduğuna inanıyorum. Şiirden öte ne var: Şiirden önce Aşk vardı, şiirden sonra da ölüm var Aşk şairi olarakta ününüz büyük. Kadınlar hakkında ne düşüyorsunuz desem: Aşkı tatmamış bir aşk şairi. Ne gülünç bir şey. Ben aşkı yaşamıyorum, onu

Seyyar Satıcı annenin yetiştirdiği büyük çocuk Halil Cibran

Seyyar Satıcı annenin yetiştirdiği büyük çocuk Halil Cibran Halil Cibran’ın Hayatı, Annesi kamile Rahme’nin; üçüncü kocası Halil Cibran’dan, Cibran’ı dünyaya getirmesi ile başladı ve annesi de henüz otuz yaşındaydı. Kocası ileride aileyi yoksulluğa terk edecek sorumsuz bir kocaydı. Cibran, kendisinden altı yaş büyük Peter adında bir üvey ağabeye, Mariana ve Sultana adlarında iki de kız kardeşe sahipti. Cibran annesiyle birlikte kardeşlerine her zaman derinden bağlı biri olmuştur. Kamile’nin ailesi itibarlı bir dini geçmişe sahipti ve eğitim almamış anneye güçlü bir irade aşılamıştı. Nitekim ailesinin

Soğanın neden göz yaşarttığının sırrı çözüldü

Bilim insanları, soğanın neden göz yaşarttığına dair yeni bulgular elde etti. ABD'nin Cleveland kentindeki Case Western Reserve Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, soğan, mikroplar ve böceklere karşı biyokimyasal savunma mekanizması harekete geçirerek bir enzim salgılıyor. Bu enzimler, soğandaki sülfidleri parçalayarak sülfür oksite dönüştürüyor. Sülfür oksit kısa sürede uçucu bir hal alıyor ve havada hızla yayılan bu gaz göze ulaştığında da yakıcı bir aside dönüşüyor. (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Bunun sonucunda da göz kanalları tıkanıyor. Ancak uzmanlara göre, soğan doğrarken, gözlerin yaşarmasına doğrudan bu kimyasal bileşim neden

Adam Eski Eşinin Doğum Gününde Çiçek Yolladı Diye Arkadaşları Tarafından Eleştirildi. Cevabını İse Milyonlar Konuşuyor

Evlenen ve çocukları olan kişiler, evliliklerinin sonsuza dek sürmesini ve hep beraber mutlu bir yaşam sürdürmek isterler. Ancak bazen işler istenildiği gibi gitmiyor. Çocuğunuz olsun ya da olmasın ayrılık başınıza gelebilecek en kötü şeydir. Böyle durumlarda sakinliğimizi koruyamıyor ve geri dönüşü olmayan hatalar yapabiliyoruz. Eğer çocuklarınız da varsa işler daha vahimleşiyor. Boşanmış ailelerin çocukları iki arada bir derede kalmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu bilirler. (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Billy Flynn isimli çocukları olan bir baba eşinden ayrıldıktan sonra bütün aileyi nasıl memnun

Sindirella’nın ayakkabısı neyden yapılmıştır Cam ayakkabı diye kandırıldık mı?

Bir zamanlar Sindirella adında iyi kalpli bir kız varmış. Tüm hayvanlar, özellikle de Gus ve Jaq adında iki fare, onu çok severlermiş. Sindirelli dedikleri kız için her şeyi yaparlarmış. Sindirella, üvey annesi ve iki üvey kız kardeşi Anastasia ve Drizella ile birlikte yaşarmış. Sindirella'ya çok kötü davranır, ona tüm gün temizlik, dikiş ve yemek pişirme işlerini yaptırırlarmış. Sindirella ise onları memnun etmeye çalışırmış. Diye başlayan bu hikaye de en can alıcı konu şüphesiz sindirella’nın ayakkabısıdır. Bu ayakkabının neyden yapıldığını sizler

Nazım Hikmet’in Ölmeden Önce Vera’dan İsteği. Cenaze törenime gelme…

Nazım Hikmet: “Moskova’da yazarların cenaze törenleri nerede yapılıyor?” Vera Tulyakova: “Veda merasimi mi? Edebiyatçılar Evi’nde.” Nazım Hikmet: “Beni de oraya götürecekler desene. Sen gelme Verusya. Beni görmeni istemiyorum. Ne diye ölülerin yüzünü açık bırakıyorlar ki sizde? Vahşilik! Sen ürkersin, kötü olursun. Âdet diye bakıp acı çekersin. Sonra o ölü surat peşini bırakmaz senin, aramıza girer… Başka ne oluyor? Çelenkler olacaktır. Çok olur hem de. Moskova’da oyunlarımın oynandığı tüm tiyatrolardan gelir. Belki Leningrad, Minsk, Riga’dan da gönderirler. Oyuncular yazarlarına son kez çiçek verirler. İyi. Neyse ki onlar

Einstein’ın Karısına İmzalattığı İlginç Evlilik Sözleşmesi

1914’te, Einstein’ın on bir yıllık eşi Mileva Marić’le evliliği pamuk ipliğine bağlı bir hale gelmişti. Einstein, evliliklerini sürdürmek için birtakım şartlar öne sürdü. Babamdan bahsederken dilim niye mi bu kadar zehir saçıyor? Haberiniz yok mu? Cümle âlem biliyor zannediyordum. Babam bizi; annemi, ağabeyimi ve beni 1914 Ağustos’unda Berlin’deki peronda terk etti. O günden sonra da savaş ilan edildi. Laurent Seksik’in karakterine, hakkında bu zehirli sözcükleri sarf ettirdiği baba Albert Einstein. 1914’te, Einstein’ın on bir yıllık eşi Mileva Marić’le evliliği pamuk ipliğine bağlı

Psikolojinin Tesla’sı Alfred Adler’in, İnsanın Aşağılık Duygusuyla İlgili Ses Getiren Görüşleri

Bir dönem Freud'la birlikte takılan ancak daha sonraları Freud'dan tamamen koparak kendi yoluna giden bir ruh bilimci Alfred Adler. Psikoloji dünyasında yıllardan beri Freud'un kendisini bir şekilde engellediği, Adler'in pek fazla ön plana çıkmasına izin vermediği konuşulur. Bu bağlamda kendisine psikoloji dünyasının Nikola Tesla'sı benzetmesi yapılır. Gelin, bu adamın ilgi çekici düşüncelerine bir bakalım. Adler, insanın davranışlarını aşağılık duygusu ile izah eder.. (aşağılık komleksi ve üstünlük kompleksi bu duygunun farklı boyutları dereceleridir) bu, günümüzde bile insanların kolayca kabullenebileceği bir durum değildir..

Ünlü Sosyolog ve düşünür Ali Şeriati’nin birbirinden güzel 10 Sözü

1: Kur'an okunmadığı ve anlaşılmadığı takdirde sıradan bir kitap ya da beyaz bir defterle aynı değerdedir. İşte bu yüzden onun okunmaması, üzerinde düşünülmemesi ve anlaşılmaması için bu denli çaba harcamaktardırlar. Ve bu çaba içerisinde olanlar şunu bahane ederler: ''Biz Kur'an'ı anlayamayız, Kur'an'ın yetmiş batını vardır, yetmiş batınının da yetmiş batını.? Kur'an'ın akılla tefsir edilmesi yasaklanmıştır ve haramdır bahanesine sığınırlar. Bu nedenle dost kisvesi altında, Kur'an'ın lehine konuşuyormuş süsü vererek, halkı ondan uzaklaştırmak amacı güden, Kitab'ın anlaşılmasının çok zor olduğunu söyleyen

Top