Şu Anda Burdasınız
Anasayfa > Makaleler

Nazım Hikmet’in Ölmeden Önce Vera’dan İsteği. Cenaze törenime gelme…

Nazım Hikmet: “Moskova’da yazarların cenaze törenleri nerede yapılıyor?” Vera Tulyakova: “Veda merasimi mi? Edebiyatçılar Evi’nde.” Nazım Hikmet: “Beni de oraya götürecekler desene. Sen gelme Verusya. Beni görmeni istemiyorum. Ne diye ölülerin yüzünü açık bırakıyorlar ki sizde? Vahşilik! Sen ürkersin, kötü olursun. Âdet diye bakıp acı çekersin. Sonra o ölü surat peşini bırakmaz senin, aramıza girer… Başka ne oluyor? Çelenkler olacaktır. Çok olur hem de. Moskova’da oyunlarımın oynandığı tüm tiyatrolardan gelir. Belki Leningrad, Minsk, Riga’dan da gönderirler. Oyuncular yazarlarına son kez çiçek verirler. İyi. Neyse ki onlar

Einstein’ın Karısına İmzalattığı İlginç Evlilik Sözleşmesi

1914’te, Einstein’ın on bir yıllık eşi Mileva Marić’le evliliği pamuk ipliğine bağlı bir hale gelmişti. Einstein, evliliklerini sürdürmek için birtakım şartlar öne sürdü. Babamdan bahsederken dilim niye mi bu kadar zehir saçıyor? Haberiniz yok mu? Cümle âlem biliyor zannediyordum. Babam bizi; annemi, ağabeyimi ve beni 1914 Ağustos’unda Berlin’deki peronda terk etti. O günden sonra da savaş ilan edildi. Laurent Seksik’in karakterine, hakkında bu zehirli sözcükleri sarf ettirdiği baba Albert Einstein. 1914’te, Einstein’ın on bir yıllık eşi Mileva Marić’le evliliği pamuk ipliğine bağlı

Psikolojinin Tesla’sı Alfred Adler’in, İnsanın Aşağılık Duygusuyla İlgili Ses Getiren Görüşleri

Bir dönem Freud'la birlikte takılan ancak daha sonraları Freud'dan tamamen koparak kendi yoluna giden bir ruh bilimci Alfred Adler. Psikoloji dünyasında yıllardan beri Freud'un kendisini bir şekilde engellediği, Adler'in pek fazla ön plana çıkmasına izin vermediği konuşulur. Bu bağlamda kendisine psikoloji dünyasının Nikola Tesla'sı benzetmesi yapılır. Gelin, bu adamın ilgi çekici düşüncelerine bir bakalım. Adler, insanın davranışlarını aşağılık duygusu ile izah eder.. (aşağılık komleksi ve üstünlük kompleksi bu duygunun farklı boyutları dereceleridir) bu, günümüzde bile insanların kolayca kabullenebileceği bir durum değildir..

Ünlü Sosyolog ve düşünür Ali Şeriati’nin birbirinden güzel 10 Sözü

1: Kur'an okunmadığı ve anlaşılmadığı takdirde sıradan bir kitap ya da beyaz bir defterle aynı değerdedir. İşte bu yüzden onun okunmaması, üzerinde düşünülmemesi ve anlaşılmaması için bu denli çaba harcamaktardırlar. Ve bu çaba içerisinde olanlar şunu bahane ederler: ''Biz Kur'an'ı anlayamayız, Kur'an'ın yetmiş batını vardır, yetmiş batınının da yetmiş batını.? Kur'an'ın akılla tefsir edilmesi yasaklanmıştır ve haramdır bahanesine sığınırlar. Bu nedenle dost kisvesi altında, Kur'an'ın lehine konuşuyormuş süsü vererek, halkı ondan uzaklaştırmak amacı güden, Kitab'ın anlaşılmasının çok zor olduğunu söyleyen

Piraye’de Nazım Olmak

Yalnızlığa, onca yıl mahpus bir adamın dul karısı olarak yaşamaya iyiden iyiye alışmıştı Piraye. Nazım’ın kısa cümleler ile imkanızlıkların farkında olduğunu hissediyor olması Pirayeyi yoksulluktan daha çok üzüyordu. Nazım o kadar manasız esaret kederinin içinde bir de ardında bırakılanların imkansızlıklarını kendine dert ediniyordu. O dert edindikçe üzüntüsünden Piraye kahroluyor, her seferinde hayatın sandığı kadar zor ilerlemediğini anlatıyordu Nazım’a. Yaşadıklarının arasından cımbızla çekmiş gibi lime lime bir kaç hoş anılarını anlatıyordu mektuplarında. Bir çiçeğin açtığından, mahalleye yeni taşınan insanlardan, Memet’in komik hikayelerinden

Çok sevdiği Kocasını Öldüren Krala Karşı Donanma Kurup Savaşan Kadın Korsan Jeanne’nin Hikayesi:

1868'de Fransız yazar Émile Pehant'in romanı Jeanne de Belleville Fransa'da yayınlandı. Fransız romantik hareketinin yükseliş döneminde yazılmış olan Pehant'ın romanı Belleville'de , Jeanne' ile ilgili bir çok efsaneyi paylaşıldı. Fransız Edebiyatına bile konu olan Jeanne de Clisson'un hikayesi kısaca şöyle gerçekleşti. 1342'de İngilizler ve Fransızlar arasında toprak nedeni ile bir savaş başladı. İngilizler dört kuşatmadan sonra Vannes şehrini ele geçirdi. Jeanne'nin kocası, bu şehri savunan askeri komutanlarla birlikte yakalandı. Kocası, küçük bir fidye ile İngilizler tarafından serbest bırakıldı. Fakat bu, Fransız Kral'ının

Öğretmenine Aşık olan, Sevdiği Kızları Görmek İçin Kadın Kılığına Giren Sabahattin Ali’nin Komik Aşk Hikayesi

Balıkesir Öğretmen Okulu'nda yeni bir öğrenim yaşamına devam eden Sabahattin, üç yıl okuduğu bu okulda arkadaşlarıyla birlikte bir okul gazatesi çıkardı. İlk şiirlerini, ilk öykülerini o dönemde yazdı ve ilk o yıllarda aşık oldu. Şöyle aktarıyordu: Ben Balıkesir'de okurken Kız Öğretmen Okulu hocalarından birine aşık oldum. 16 yaşındaydım ama bende aşıklık 11 yaşındayken başlamıştı. Sevdiğim hanım benden 10 yaş büyüktü. Onun yolunu bekler, laf atardım. O da dehşetli kızmış görünürdü. Gel zaman git zaman benim sınavıma denetçi olarak girdi. Ve bana

Bedri Rahmi’nin Ünlü Şiiri Karadut’un Ardında Yatan Kırık Bir Aşk Hikayesi

Yıl 1949… Yer ise İstanbul Büyük Kulüp… Aralarında Bedri Rahmi ve eşinin de olduğu bir toplantıda, Bedri Rahmi’den bir şiir okunması istendi. O da ayağa kalktı ve Karadut’u okumaya başladı… Şiiri okurken gözlerinden süzülen yaşların nedenini, eşi de dahil olmak üzere tüm salon biliyordu. Bedri Rahmi, bu çok duygulu cümleleri, yanında oturan eşi Eren’e değil, kaybettiği aşkı Mari’ye yazmıştı. Karadutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem… Ağaç isem dalımsın salkım saçak Petek isem balımsın a gülüm Günahımsın, vebalimsin. Mari Gerekmezyan… Güzel Sanatlar Akademisi-

Fyodor Dostoyevski: İki insan birbirini en çok ayrılmak üzereyken tanır.

Yalnız kalamamak ne korkunç! İnsanın ait olmadığı bir çevrede yaşamasından feci bir şey olamaz. Tagangrog’dan kalkıp Petropavlov limanına yerleşen bir mujik, hemen kendisi gibi bir Rus mujiği bulur, derhal onunla anlaşıp kaynaşır; iki saat sonra da birlikte bir eve ya da kulübeye yerleşip gayet rahat yaşayabilir. Fakat soylular için böyle değildir. Onları basit halktan derin bir uçurum ayırmaktadır; bu da ancak soylunun elinde olmayan sebeplerden dolayı bütün haklarını kaybedip basit halktan biri oluvermesiyle anlaşılır. Yoksa ömrümün sonuna kadar halkla düşüp kalksanız,

Kanıtlandı, kitap okuyunca bakın neler oluyor?

Kurgusal bir hikayeye dalmak beyin fonksiyonlarının işleyişinde değişiklik yaratabiliyor. Brain Connectivity’de yayımlanan makaleye göre, yapılan bir araştırma sonucunda kurgusal bir kitap okunduğunda beyin fonksiyonlarının işleyişinde değişiklik olduğu, üstelik beyinde gerçekleşen değişikliklerin, kitabın bitirilmesinden beş gün sonra bile belirgin halde olduğu ortaya çıktı. Emory Üniversitesi’ndeki bilim insanları, araştırmaya katılanlardan, milattan sonra 79 yılında geçen ve sevdiği kadını Vezüv Yanardağı’nın patlamasından kurtarmaya çalışan bir adamı anlatan, tarihsel gerilim kitabı Pompei’yi okumalarını istedi. Katılımcıların temel aktiviteleri, kitabın okunmasından önceki beş gün boyunca kaydedildi ve sonrasında

Top